Yıl : 5 Sayı: 02

18   Kim icad etti bu makinayı

Fatih ARTUN




Kameramanlar gündüz yada gece insanların bilgileri veya haberleri dışında gerçekleşen olayları o insanlar adına gören ve kaydeden birer üçüncü gözdür onlar. Bazen bir gecekonduda açlıktan ölmek üzere olan bir çocuktur haber onlar için, bazen lük bir otelde düzenlenen basın toplantısıdır. O üçüncü göz, çok kısa zaman dilimlerinde bunları insanlar için görüp kaydeder ve Tv vasıtasıyla onlara duyurur. Bir anlamda köprüdürler. En alt tabakadaki insan ile en tepedeki insanlar arasında sürekli mekik dokuyan, iletişimi sağlayan birer elçi gibidir kameramanlar. Küçük bir sokaktaki cinayeti görüntüledikten hemen sonra Başbakanın da katıldığı bir toplantıyı çekmek sıradan birşeydir onlar için. İşte bu iki olay arasındaki zaman sosyal tabakayı bağlayan köprü görevi görmektedir onlar için.

Kamera meydan savaşları
Rating kavgası yaşayan reality show tarzı haber programları ile sürekli şiddet haberleri veren medyanın asıl kurbanları yine medya çalışanları olmuştur. Halk bu tür yayınlara karşı tepkisini git gide sertleştirdiği için ve sokakta da karşısında muhatap bulamadığı için kameramanları hedef olarak seçer. Kameramanı gördüğü anda telvizyon sahibini görmüşcesine tüm tepkisini kolayca ona yöneltebilmektedir. Görüntüsünü çektiğiniz şahıs, meraklı izleyiciler ve polis bir anda sizi hedef olarak görebilmektedir. Hal böyle olunca sokaklar kameramanlar için birer çatışma alanına dönüşmektedir.

"Polisiye haberler" kameramanların ençok şiddete maruz kaldıkları haber türleri arasında ilk sırada yer alır. Örneğin bir cinayet zanlısı siz çekim yaparken rahatlıkla "çekme lan. Ne var adam mı öldürdük" diyebilmekte, eliyle kameranın objektifini kapatabilmektedir. Kamerasının objektifinin kapatılmasını büyük bir hakaret olarak gören kameramanlar bu durumda karşı bir savunma duygusu için girer ve işi engellendiği için karşı tepkiyi verir. İşte olaylarin koptuğu an budur. Polis, henüz resmi bir strateji belirlemediği bu durumlarda olaylara sessiz kalabilmektedir. Hatta bazen kameraya saldıran sıradan bir vatandaşın rolünü üstlenebilmekte ve kameramana şiddet uygulayabilmektedir.

Cihan Haber Ajansı kameramanlarından Yusuf Yılmaz?ın yaşadiğı bir olay bunu açıkça anlatmaktadır. İstanbul Fatah?te Saraçhane Parkı?nda korsan gösteri düzenleyen gurubu görüntülerken bir polisin tekme darbesi ile aniden yere yıkılmış ve burnundan kan gelmeye başlamıştır. Yusuf Yılmaz?ın "Nasıl olduğunu anlayamadım, onu görmedim bile, göstericilere kızmış olacak ki aniden geldi ve yüzüme tekme attı" demesi yaşanan şiddetin boyutunu anlatmaya yetmektedir.

Bu problemlerin yanında kameramanlar bazende kendi kendileri ile mücadele etmektedirler. Bir görüntüyü alabilmek için en iyi açıyı bulma çabası bazen tartışmalara dönüşebilmektedir. Ama tatlı bir rekabet tartışması olduğu için pek önemsenmez bunlar.

Polisin tavrı
Medya ile ilişkilerde henüz bir yöntem geliştirmemiş olan polis bazen, kameramanların çekim esnasında güvendiği unsur olmaktan çıkıp en büyük korkusu haline dönüşebiliyor. Sebepsiz yere çekime izin vermeme, olay yerinden uzaklaştırılmak başlıca problemlerdir. Bunları yaparken çoğu zaman ?neden?? sorusuna bir cevap veremezler. Bazen vatandaşın tepkisini yatıştırmak için kameramanları uzaklaştırmaya çalışması, ?amirim kızar? diye elinde sigara ile yakalanmamak için "çekmek yasak" cümlesinin ardına sığındıklarıda olur. Tüm bu yaşananları onlarca örnekle anlatmak mümküdür. Fakat en çarpci örnegi Cihan Haber Ajansı kameramanı Fatih Artun anlatıyor: "İki yıl önce Beyoğlu?nda eski bir bina çökmüştü. Olay yerine polis ve itfaiyeden önce biz gitmiştik. İnanılmaz bir manzara vardı. Herkes enkaz altındakileri çıkarmak için seferber olmuş birşeyler yapmaya çalışıyordu. Bende kenardan tüm bu yaşananları kaydediyordum. Çocuklar enkazın üzerinde o karmaşada kalabalağın arasındaydı. İnsanlarda arada bir kameraya dönüp, çaresizliklerini dile getirmek için ?Polis nerde İtfaiye nerde? diye bağırıyordu. Bu görüntüden rahatsız olan ve olay yerine henüz gelen polis ekipleri ilk iş olarak kameramanı yani beni oraradan uzaklaştırmak istedi. Ben de ?Kameraman ile uğraşacağına enkazın üzerindeki çocukları oradan uzaklaştırmanız gerekir, ben işimi yapmaya çalışıyorum.? dedim. Bir anda kamerama saldırdılar ve kırdılar. Neden böyle olduğunu hala anlamış değilim. Neden çocukların güvenliğini sağlamak için onları kalabalığın içinden uzaklaştırmak yerine kameraya saldırdılar hala anlamış değilim?

Kameramanların yaşadığı bu olayları çoğaltmak mümkün. Ama onların polisten şikayetçi olduğu kadar pilisin kendilerine yardımcı olduğunuda söylüyorlar.

Hangi kanal abi
Kameramanların en tatlı sorunlarından birisi de çocuklardır. Bir olayı görüntülemek için olay yerine gittiklerinde etrafını saran çocuklar onların ön küçük sorunları. Bu durumda hemen hemen çocuklarin hepsi birer defa "abi hangi kanal" diye sormaktadır. Günde yüzlerce defa calıştığınız kurumun ismini söylemek bir soruna dönüşebilir. Eğer çocukların en çok izlediği tv kanalında çalışıyorsan bu sizin için en büyük handikaptır. Etrafınızı saran onlarca çocuğun aynı anda konuşup sorular sorması ne kadar hoş gözüksede, sonrası büyük bir probleme dönüşebilir.

Kameraman olmak zor zanaat
TV kanallarının ekonomik krizler ya da ?yeniden yapılanma çalışmaları? yüzünden pekçok defa işçi çıkarmak zorunda kaldığı medya piyasası için işgücü problemi bulunmamakatadır. İşsiz gezen binlerce İletişim Fakültesi mezunu bu işgücü ihtiyacı için en büyük kaynaktır. Durum bu olunca da kurumlar işten çıkarmalarda gayet rahat ve acımasız davranabilmektedir. Türk medya piyasasında birkaçı hariç hemen her kurum defalarca kamemaramanların işten çıkarıp belki daha az ücretle yenisini çalıştırmaktadır.
Bu sebeple çalışan kameramanlarda sürekli bir baskı yaşamaktadır. Eğer işten atılırsa tekrar işe girmesi çok zordur. Medya sektörünün hızla geliştiği dönemlerde onlarca kameraman alan Tv kanalları en ufak krizde bunların pekçoğunu göz kırpmadan işten atabilmektedir. Çalışanlar için tam anlamıyla bir standardın belirlenmediği medya piyasasının en büyük problemi budur. Bu durum hem iş gücü kapasitesinin düşmesine hemde kameramanların psikolojisinin bozulmasına sebep olmaktadır.

Dünyanın gelişmiş ülkelerinde medya mensuplarının hemen hepsi sendika üyesiyken Türkiye?de bu durum maalesef tersinedir. İşten atılırız korkusuyla pekçoğunun sendika üyesi olmadığı kameramanların henüz bir sendikası bulunmamaktadır. Kameramanlar haklarını kurdukları dernekler vasıtasıyla ve kişisel çabalarla aramaya çalışmaktadırlar. Merkezi Ankara?da bulunan Haber Kameramanları Derneği kameramanların şu andaki en büyük örgütüdür.

Tüm bunlara rağmen 13 kg civarında bir ağırlığa sahip kamerayı taşımak her kameraman için zaman zaman zevkli bur durumdur. Öyleki bu zevk ileriki dönemlerde onlarda omuz kireçlenmesi, omurga zedelenmesi gibi ortopedik sorunlara yol açsa bile.

Kumanda arkası ve kumanda önü
Gündüz evde, işyerlerindeyken veya akşam eve gittiğinizde rahat koltuğunuza uzanıp kumandayı alma ?zahmeti?ne katlanarak televizyonu açarsınız. İşte en sevdiginiz haber programıda başlamış. Oturup keyifle izlersiniz. Program biter. Yine zahmete katlanarak kumandanın düğmesine basıp kapatırsınız televizyonunuzu. Bir haberle ancak bu kadar meşgul olursunuz. En fazla üç dakika.

Peki ya haberi yazan muhabirler, yada beğenmeyip değiştirdiğiniz görüntülerin ? tek karesini? çekmek için herşeyini feda eden kameramanlar... Bunlar sizin için bir şey ifade etmese de, dişini tırnağına takan bu insanların çabaları takdireşayandır. Muhabiri bazen ?anons çekerken? televizyonda görebiliriz. Peki, o izlediğiniz görüntüleri kaydeden kameramanlar hakkında ne biliyorsunuz? Çekilirken hiç görmediginiz, ama çektikleri herseyi gördüğünüz kameramanları ne kadar taniyorsuruz biz? Çok az, hatta hiç tanımıyoruz diyebiliriz. Kimimiz için kamerayi tutan, REC düğmesine basan kişi yada olaylarda polisle itişkalkış olan, bol cepli pantolon giyen insanlar, bazılarımız içinse televizyonda sadece dayak yerken gördüğümüz, üstübaşı yırtık, yüzü kan içindeki ve herşeye rağmen kamerasını elinde tutan kişilerdir kameramanlardır. Herkes gibi sıradan insanlar olan kameramanlar da devamlı böyle anılmaktan şikâyetçiler. Ama yapılacak pek bir şey olmadığı için onlarda televizyona çıkmak için bazı olayların ?gerçekleşmesini beklemektedirler.?

2 dakika aslında 5 saat demektir
Bir heber çekilirken kameranın hazırlanması, kontrol edilmesi, tripodun ve bataryaların konturolünden sonra gidilen haber için saatlerce beklemek, beklettirilmek, itilmek kalkılmak bir haber esnasında kameramanların sıkça yaşadığı bir durumdur. Haber öncesi ve haber esnasında geçirilen bu evrelerin ardından eğer görüntü elde edilmişse uzun montaj evresi geçiren kaset yayına hazır olduğunda "Kamera arkası " evresi bitmiş demektir.

Onca yaşanan koşuşturmadan, günboyu çekilen yorgunluktan sonra haberin televizyonda 2 veya 3 dakika yayınlanması kameraman için zafer anıdır. Bir izleyicinin televizyonda izlediği haber aslında kameraman için birer zafer anı görüntüsüdür. Saatlerce uğraşılıp çekilen görüntüler birkaç dakika sunulur seyirciye. Haber yayınlandıktan sonra kameraman ve muhabirler arasında haberin tartışması ve değerlendirmesi saatlerce sürebilir. Tüm bu risklere (kasetin bozuk olmasi, kameranın arızalı olması, ses problemi) rağmen yayınlanan kaset artık hiçbir değer taşımasada günün yorgunluğu atılmıştır.

Gün içinde haberi kovalamak ve çekip yayına hazırlamaktan daha zor bir iş vardır ki oda canlıyayın kameramanlığıdır. Batarya bitmesi, ses problemi, objektifin yağmurlu yada tozlu oluşu gibi sıradan ama telafisi mümkün olmayan hatalara asla yer yoktur. Aslında izleyici hissetmesede sizin nefes alışınız bile o anda tüm izleyiciye ulaşmaktadır. En ufak bir hata izleyiciler için bir hayal kırıklığı olabilir. Daha önci saydığımız tüm hazırlık aşamalarının aynısını yaşayan canlı yayın kameramanları tüm bu yaşananlara ek olar canlı yayın stresini ve yayın sonrası tüm teçhizatın toplanmasının yorgunluğunu çekmektedir.

Yani sizin bir haberi izlemek için ayırdığınız 2 dakikalık bir görüntüyü oluşturmak için kameramanlar ortalama 5 saat çalışmaktadır.


02 Editör
Umuda kaçan umutsuz ve mutsuz insanlar
04 Cihan Dergi
Cihan dergisi'ne her kesimden tam puan geldi
08 Akupunktur
İçinizi sıcak suyla yıkayın kilolardan kurtulun
12 Türkiye'de 3 bin 500 satanist
Satanist takiyye yapıyor ama çıkmazda
18 Kim icad etti bu makinayı
Kameramanlar; insanlar adına gören ve kaydeden birer üçüncü gözdür.
20 TERÖR
İstanbul, beş gün arayla meydana gelen iki ?ikiz terör saldırısı? ile
32 İşe eleman almada testler
İnsanoğlu hep kendi dışındakini tanıma gayreti içinde olmuştur.
34 Çölün gizemli kenti: PETRA
2 bin yıllık bir sırrı saklıyor Ürdün çölleri.
40 Oğuz HAKSEVER
Savaşta, insanı gördü, insanlara bakışı değişti.
46 Seri katil
46'lık raporuyla 43 cana kıyan seri katil cin gibi zeki çıktı
50 Ahmet Nazif ZORLU
Babadağ?da atılan tohum 50 yılda dünyayı sardı.
52 Alamancı Türkler
Gurbetçinin dram öyküleri, başarı hikâyelerine dönüşmeye başladı!
58 Ekonomi
Kafdağı?nın ardındaki ekonomik istikrar!
60 Haluk ULUSOY
Ulusoy: Her fırsatta kelle isteyen yeniçeri zihniyetinden kurtulmalıyı



 tanikhatti@cihan.com.tr
Tel:+90 (212) 551 54 41 Fax: +90 (212) 639 49 76-77  Copyright © 2008 CİHAN