40 |
?Ve İnsan?ın yapımcısı, NTV Haber Koordinatörü Oğuz Haksever; Savaşta, insanı gördü, insanlara bakışı değişti.... |
|
Mustafa ÖZGE |
|

Televizyonlarda Irak Savaşı ile ilgili, ?Şu birlik buraya giriyor, şurası bombalandı? gibi aynı temalar yayınlanırken, ?Farklı ne verebiliriz?? sorusu NTV yayın toplantılarında tartışılmaktadır. Savaşın insan boyutu gündeme gelir, ?Savaş ve İnsan? fikri ön plana çıkar. Irak Savaşı?na o yukardan bakış, şekil değiştirecek, aşağıda neler oluyor sorusuna cevap aranacaktır. Objektifler aşağı çevrildiğinde hem Irak hem de Amerikalılar cephesinde büyük dramların, insani şeylerin yaşandığı fark edilir.
Habercilikte bir virüs var ise, Oğuz Haksever bu virüse annesi sayesinde yakalanmış.
Gazetecilik ve habercilikle sadece ?okur? düzeyinde ilgisi olan Oğuz Haksever, üniversitede ?işletme? bölümünü bitirdikten sonra annesinin ısrarı üzerine TRT sınavlarına girer ve habercilik yolundaki ilk virüsü kapar. Irak Savaşı?nın en kanlı olduğu dönemde, bombalar, kan ve ölümler dışında ne yapmalı diye NTV?de kafa yorarken, ?Savaş ve İnsan?a başlayan Oğuz Haksever, bugünlerde programından, ?savaş?ı düşürüp ?Ve İnsan? olarak devam ediyor. Habercilikte insanı ve hikâyeleri keşfetmesiyle çevresine bakışı değişir Haksever?in. 7 gün 24 saat çevresindeki insanlara hikâyeler yazmaya başlar. Hikâyeler hayatının her anını kaplayınca bundan zarar görmeye başladığını fark eder ve en azından hafta sonlarını kendisine ayırmaya başlar.
NTV Haber Koordinatörü Oğuz Haksever?in, TRT ile kaptığı gazetecilik virüsü bir daha bünyesinden ayrılmaz. TRT?de çaylak olarak, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Siyasi Partiler Masası?nda Bülent Güllapoğlu?nun altında gazeteciliğe başlayan Haksever, Can Okanar, Ayşenur Arslan gibi ustalarla çalışır. Zaten Ankara?nın rahle-i tedrisatından geçmeyen tam haberci olmaz inancı da buradan doğar. Yugoslavya ve Irak Savaşı?nı gazeteci olarak yaşar Haksever. Sonra da özel televizyonculuk macerasına girişir. Atv?de kendi ifadesiyle bir rüya takımı kurulur ve muhteşem bir dönem geçirir. Burada görüntünün grameri ve önemini kavrar. Ve haber kanalı NTV?ye geçiş... Haber televizyonculuğu tecrübesini NTV?de kazanan Oğuz Haksever Irak Savaşı?nda insana odaklanmayı tecrübe eder.
Amerika Irak?a saldırmış, Bağdat başta olmak üzere her gece bombalar Irak semalarından yağmaktadır. Tüm televizyonlarda, ?Şu birlik buraya giriyor, şurası bombalandı? gibi aynı temalar yayınlanırken, ?Farklı ne verebiliriz?? sorusu NTV yayın toplantılarında tartışılmaktadır. Savaşın insan boyutu gündeme gelir, ?Savaş ve İnsan? fikri ön plana çıkar. Irak Savaşı?na o yukardan bakış şekil değiştirecek, aşağıda neler oluyor sorusuna cevap aranacaktır. Objektifler aşağı çevrildiğinde hem Irak hem de Amerikalılar cephesinde büyük dramların, insani şeylerin yaşandığı fark edilir.
Savaş ve İnsan programı için Oğuz Haksever gözünü haber kanallarından ayırmaz. Saniye saniye kare kare görüntüleri farklı bir gözle görmeye başlar. Görür kü inanılması güç insan hikâyeleri, manzaraları akmaktadır. Hikâyeleri gördükçe kendisini de borçlu hissetmeye başlar Oğuz Haksever ve sonuna kadar bu hikâyeleri değerlendirmek ister. Artık 24 saatini buna ayırmaktadır. Görüntülerin peşinden fotoğraflar hikâyelendirilir. Program taban bulmuştur, savaşın resmi kısmı biter ama insan hikâyeleri sürer. ?Savaş ve İnsan?da savaş düşmüş ?Ve İnsan? olarak yoluna devam etmektedir. Her bir kare için müstakil hikâyeler hazırlanır.
?Yolda, insanları değil hikâyelerini görüyorum?
Gelişen teknoloji insanoğlunun haber kaynaklarını çeşitlendirir. Sadece gazete ve televizyonlardan haber edinmez artık. O zaman medyanın bildik araçlarının farklı bir şeyler yapması gerektiğine inanır Oğuz Haksever. Yabancıların, ?story? adını verdiği habercilikte nostaljik bir yönteme yönelir. Sadece ve sadece insanı ön plana çıkartan, ona odaklanan, onu merkez alan haberciliktir bu. Haberdeki kaygı da vurgu da insana yöneliktir. ?Ve İnsan? bu düşüncenin ekrana yansımasıdır.
İnsan hikâyelerine yoğunlaşma gündelik hayatı da etki altına alır. Gece gündüz bunu düşünür. Yolda giderken bile çevresindeki insanlara, ?hikâyeleri? yönüyle bakar. ?Bir şey görüyoruz, 'Acaba bunun öyküsünü çıkartabilir miyiz?' diye aklıma takılıyor. Bir ara bununla yaşar oldum. Sonradan bu bana zarar vermeye başladı. Bu yüzden hafif hafif hafta sonlarını kendime ayırmaya başladım. Akşamları da çok fazla bakmamaya başladım.? diyor demesine ama Oğuz Haksever hala bu programla yatıp kalktığını da itiraf ediyor.
?Gazeteci duyguyu yaşamalı ve aktarmalı?
?Resmin kenarlarını vermeye çalışıyorum.? sözleriyle habercilikteki farklılığını ortaya koymak isteyen Oğuz Haksever, bir diğer önemli noktayı ise şöyle ifade ediyor; ?Üzerinde durduğum bir başka konu ise duygu. Haberde duygu çok önemli. Gazeteci, haberci olarak duyguyu yaşamalısınız ve o duyguyu da aktarmalısınız. Bu illa dramatik bir şey olmayabilir. Komik bir şey de olabilir. O zaman izleyici ile aranızda bu ekran aracılığıyla çok enteresan bir bağ oluşuyor.?
Haberin her kesime hitap etmesini istiyor Oğuz Haksever. ?Herkesin bir aklı, düşüncesi, mantığı var. Haberi öyle yapmalısınız ki herkes bunu seyredebilmeli. Bir işadamı da seyredebilmeli, eğer babaanneniz, anneanneniz varsa onlar da seyredebilmeli. Çok özel bir kitleye hitap etmek pek düşünülmemeli. Bunu yapabilenler iyi habercilerdir diye düşünüyorum.? diyor.
Oğuz Haksever, haberin içinde 24 saat olması gereken bir televizyon kanalında. Tematik kanallara göre farklarını, ?Onlar gazetelerin sadece birinci sayfasını, biz ise gazetenin tamamını hazırlıyoruz.? sözleriyle ortaya koyan Haksever, ?Burası, Gayya Kuyusu. At at doymaz. Sürekli üretmelisiniz. Çok tekrar verirseniz iyi haber kanalı olamazsınız. Sürekli yeni haber, yeni bir şeyler vermeniz gerekiyor.? görüşünü savunuyor. Haksever, bağlı olduğu NTV içinse, ?Sosyal sorumluluk bilincini daima öne koyan, insanlardan oluşmuş bir kanal.? tarifini yapıyor.
Doğuş Holding bünyesinde bulunan NTV?nin bir medya grubuna bağlı olmamasını, karar vericiler ve çalışanlar açısından editoryal özgürlük olarak nitelendiren Oğuz Haksever farklarını, ?Kafaların gerisinde çok önemli kaygılar yok. Kafaların gerisindeki kaygı etik. Cem Aydın'ın her yayın kurulu toplantısında gündeme getirdiği, öne çıkardığı konulardan birisi sosyal sorumluluk anlayışı. Beğenilip, sadece beğenilir kalmakla yetinmemek bu ailenin belki de en ağır sorumluluklarından birisi.? şeklinde açıklıyor.
|