60 |
Her fırsatta kelle isteyen yeniçeri zihniyetinden kurtulmalıyız |
|
Halil İbrahim EKİZ |
|

Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy, Letonya maçından sonra yaşadıklarını her halde hayatı boyunca unutmayacak. Ülke futbolunu dünya standartlarına taşıyan, Avrupa?da çeyrek
final, Dünya Kupası?nda ise bronz madalya kazanan ekibin baş mimarı, Letonya ile yapılan maçlar sonunda uğradıkları iş kazası sonrasında sarf edilen haddi aşan sözler yüzünden oldukça üzgün.
Toplumun en büyük yarasına parmak basan Ulusoy, neyi nerede ne zaman yapacağımızı bilemediğimizden doğan sıkıntıların en yakın tanığı. Türk basının bazı kalemlerinin sergilediği tavır, sergilenen uslup onu derinden yaralamış.
Bu konuda oldukça dertli olan Ulusoy, ?Türk tarihinde öfke ve öfkeye kapılarak yapılan eylemler önemli yer işgal ediyor. Bunun örnekleri tarihimizde de var. Biz geçmişimizden örnekler aldık ve öfkeyle kalkan zararla oturur sözünden hareketle yola
çıkarak, öyle davranıyoruz. Fakat spor kamuoyunda otorite olduğunu zanneden bazı isimler acımasızca bir saldırıya geçti.
Letonya ve Ümit Milli Takım olarak da Almanya karşısında uğradığımız iş kazalarından sonra kelle avcısı yeniçeri zihniyetli eylemlerle karşı karşıya kaldık. Bu takım 2002?de
dünya üçüncüsü olup geldiğinde de kelle isteyenler vardı, şimdi de aynı zihniyetteki 3-5 adam Haluk Ulusoy?un, Şenol Güneş?in, Raşit Çetiner?in kellesini istiyor. Ben onların hiç birini ciddiye almıyorum, yazdıklarını okumuyor, söylediklerini dinlemiyorum. Bu kadronun Türk futboluna yaptığı hizmetleri değerlendiremeyecek kadar sığ insanların söylediklerini kaile alarak onları büyütecek değilim. Uzun süre konuşmadım. Çünkü onları ciddiye almıyorum.? derken, yüz ifadesindeki olumsuzluk, yaşadığı sıkıntılar net bir şekilde belli oluyordu.
Kimse istifa etmiyor
İnsanların geçmişi çabuk unuttuğu Ulusoy?un dilinden dökülürken, önemli bir hasletimiz olan vefasızlığı da hatırlatıyordu adeta. Futbol Federasyonu Başkanlığı için kapısında nöbet tutulanların, zor günlerde korkarak kaçtığını buruk ifadelerle dile getiren Ulusoy, yönetimin de teknik heyetin de dimdik ayakta olduğunu söylese de içi buruk, yüreği yaralıydı.
Kaostan nemalananlara fırsat vermeyeceklerini söylerken aniden sertleşti Ulusoy. Yumruğunu sıkarak, yürekli çıkışını yaptığında ise kelimeler ağzından su gibi akıyordu. ?Bazıları rüyada. Hayal görüyorlar. Yeniçeri zihniyetli bu insanları sevindirmeyeceğiz. Ne ben ne yönetimim ne de teknik heyetimiz istifa etmeyecek. Haziran ayına kadar görevimizin başındayız. Bazıları televizyon ekranları ve gazete sütunlarında ahkam kesiyor. Boşa heveslenmesinler, ben daha kararımı vermedim; ama onların başkan olamayacağını söylebilirim.
Haluk Ulusoy ve ekibi neyi miras aldığını, aldığı mirası nasıl kullandığını herkesten daha iyi biliyor. Türk milleti de spor kamuoyundaki sağduyulu insanlarda kimin nasıl olduğunun bilincinde.? ifadeleri, Ulusoy?un bugüne kadar gördüğümüz babacan tavrına, gülen yüzüne, sevecenliğine uymuyordu.
Ulusoy, geçmişi de çok iyi analiz ediyor. Türk futbolunun bitme noktasına geldiği günleri, o günlerde felaket tellallığı yapanları, Türk futbolunun hem bütçesi hem de saha başarısı olarak sıfır noktadan bugün geldiği noktayı anlatırken adeta gözlerinin içi gülüyor.
Federasyona başkan bulunamadığı dönemlerin unutulduğu günleri hatırlatmamız Ulusoy?un yüreğini acıtıyor. ?Ön kapıdan başkan olarak girip, arka kapıdan kaçanlar. İş yerine giderken korkudan güzergâh değiştirenler, önce adayım deyip sonra geri çekilenler şimdi başkanlık hayali peşindeler. Ulusoy gider ben gelirim diyenler, gitmemiz için zemin hazırlayanlar 90?lı yılların son çeyreğinde neredeydiler. Ben yüreğimi ortaya koydum. EURO96?dan sıfır gol, sıfır puanla dönenler kahramanlar gibi karşılandı. Fakat EURO2000?de çeyrek final oynayan, 2002 Dünya Kupası?nda üçüncü olan ekip hain ilan edildi. Neden şampiyon olamadınız diye bizi adeta darağacına çıkardılar. Bugün ise yine aynı kişiler bu işi bilmediğimizi, bırakıp gitmemizi istiyor; ama hayal görüyorlar, biz buradayız ve dimdik ayaktayız.? sözleri Ulusoy?un daha yapacak çok işi olduğu izlenimini veriyor bize.
Onlar havuzda boğulurdu
Türk futbolunun geldiği nokta tüm Avrupa?yı şaşırtıyor. EURO96?ya 5. torbadan çıkarak gittiğimiz günlerin geride kaldığı bir gerçek. Şimdi aynı başarıyı Letonya gösterdi. Türk futbolu duraklama dönemine mi girdi sorumuz Ulusoy?u derinden yaralıyor. EURO2004?e gidememenin tabiki büyük eksiklik olduğu konusunda Ulusoy?da bizimle aynı fikirde. İş kazası diyor; ama geçmiyor ve içi yanarak ekliyor. UEFA Kupası kazanmış bir Türk takımının, Avrupa?da çeyrek final, dünya kupasında üçüncülük görmüş bir ülkenin futbolunun duraklamaya girmesinin mümkün olmadığını hem de yürekten söylüyor.
Ulusoy, futbolun ekonomik yönünü de dile getirirken Havuz Sistemi?nin devam etmesinin büyük bir başarı olduğunun altını içtenlikle çiziyor. Tüm dünyanın yaşadığı mali krizde Havuz Sistemi?ni ayakta tutmanın zorluğunu dile getirirken yaşadığı sıkıntılarında bir daha yaşanmamasını diliyor.
?İlk havuz ihalesini 40 milyon dolara yapanlar büyük iş yaptıklarını söylediler. Biz 3,5 yıl için 640 milyon dolara sattık. Bugün birçok amatör maçlar bile çim sahalarda yapılıyor.
Süper Lig?deki birçok kulübümüzün bütçesinin yüzde 85?90?ını havuzdan aldığı paralar oluşturuyor. Statlarımızın durumu, kulüplerimizin içerisinde bulunduğu rahat durum Ulusoy federasyonunun eseri. Tabi iki hatalarımız da var. Onları da en aza indirmeye çalışıyoruz. Bize yol gösteren, Türk futbolunun ilerlemesi için gayret edenlerin fikirlerine katılıyor, bu fikirlerden feyiz alarak hatalarımızı en aza indirmeye çalışıyoruz. Fakat bir hatamız var. Lakayt insanları ciddiye alıyor, onları da dinliyoruz.? sözleri, Ulusoy?un bazı isimlere kırgınlığının, bu işi bıraksa bile bitmeyeceğini ima ediyor bize.
Ulusoy?un gitmesini isteyenler gibi, gitmemesini isteyenler de tabiî ki var. Ulusoy?un başkanlık konusunda ve Şenol Güneş?in görevine devam etmesi hususunda büyük destek gördüğünü de bir gerçek. Karar vermedim dese de, kıpır kıpır yüreğiyle iddialı sözler de söylemedi değil.
?Türk halkına bir sözümüz vardı. 2004 yılında Avrupa Şampiyonluğu Kupası?nı Türkiye?ye getireceğiz demiştik. Bunu başaramadık; ama 2006 Dünya Kupası?nda Almanya?da bu ekip bu sözünü yerine getirecek. 2002?de yarıfinal oynayan Türkiye, 2006?da final oynayacak ve kupayı da alacaktır.? gibi, her yöneticinin söylemeye cesaret edemeyeceği iddialı laflar, Ulusoy?un ağzından bal damlar gibi damlıyordu.
Ulusoy bu. Türk futbolunu getirdiği nokta ortada. 2006?da yapacağını söylediğini yapar mı? Bunu şimdiden kestirmek zor; en iyisi bekleyip görmek. Hele önce şu Haziran 2004 gelsin bir, ondan sonrasını göreceğiz.
|