22 |
Medya eşcinselleri ve eşcinselliği kullanıyor |
|
Murat Tokay |
|

Cinselliği abartılı bir şekilde sayfalarına taşıyan gazeteler şimdilerde eşcinsellik ve eşcinsellerle ilgili haberleri herhangi bir filtreye tabi tutmadan okura sunuyor. Gazetelerin internet siteleri 'çıplaklık'da adeta birbirleriyle yarış halinde. Tuğba Özay'ın ya da Deniz Seki'nin tahliye haberinin altında "Fotoğrafları için tıklayın" ibaresine rastlayabiliyoruz. Farklı tarihlerde çekilmiş çoğu mayolu fotoğraflarla sunuluyor haber. Peki ama medyada dozu abartılmış cinsellik ne anlama geliyor? Gençlerin ve çocukların dünyasında nasıl karşılık buluyor? Tüm bunları psikiyatr, Prof. Dr. M. Kemal Sayar'la görüştük.
Medyada cinselliğin abartılı bir şekilde yer almasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Cinsellik, toplum içinde kolayca paylaşılamadığı için daima merak ve ilgi uyandırır. Modern toplumda insanlar birbirlerini gözetlemekten özel bir zevk duyuyor. Bu yüzden ünlüler var, bu yüzden magazin var. Mahremiyetin berhava olduğu bir dünyada, yatak odası da çok satıyor.
Çocuklar ve gençler medyada gördükleri cinsellikten etkileniyor mu?
Anne ve baba, günümüzde giderek yorgun savaşçılara dönüşmüş durumda. Çocuğa yeteri kadar vakit ayıramıyor. Bu durumda çocuk televizyona yapışıyor ve orada sunulan imgeleri adeta emiyor. Eğlence medyası özellikle ergen ve gençlerin; cinsel inanç, tutum ve davranışlarını büyük ölçüde belirliyor. Bugün ülkemizde bazı basın organları, çocukları ve ergenleri gözeten bir ahlâkla ve sorumluluk bilinciyle hareket etmiyor. Televizyonda ve yazılı basında cinsellik; sanki hiç riski olmayan, hiç bedel ödenmeyen, tamamen neşe ve zevke dayalı bir şey gibi sunuluyor. Oysa bir de ayın öteki yüzü var. Cinselliğin ölçüsüz ve dikkatsiz yaşanmasının getirdiği sıkıntılar var.
Ne tür sıkıntılar bunlar?
Mesela ergen hamileliklerinde bir patlama veya cinsel açıdan bulaşan rahatsızlıklarda ciddi bir artış olabilir. Çünkü ergenler bilişsel olarak herhangi bir eylemin zararını çok iyi hesaplayabilecekleri bir çağda değiller. Medyada gördükleri kişileri eleştirel bir gözle incelemeksizin kolayca idealize edebilir ve yine medyanın cinsellikle ilgili olarak sunduğu değerleri sorgulamaksızın içselleştirebilirler.
Çocukların medya yoluyla abartılı bir cinselliğe maruz kalması, onların ruh dünyalarını nasıl etkiliyor?
Çocuk çok fazla cinsel içerikli mesaja maruz kalıyorsa, hızlı bir şekilde erişkin kimliğine yol alıyor. Çabuk olgunlaşan bir nesille karşı karşıyayız. Artık 10 yaşındayken kızlarla çıkmaya çalışan erkek çocukları var. Bu, şöyle bir problem doğuruyor: Çocuk fiziksel olarak erkek kimliğine bürünüyor ama düşünsel düzeyde daha çocuk. 10 yaşında insan çocuktur. Dolayısıyla insanların duygusal dünyaları ile düşünsel dünyaları arasındaki yarık büyüyor. Erişkin davranış biçimine öykünen ama ruhsal açıdan çocuk olan bireyler. İkinci bir problem, ölçüsüz televizyon ve gazete yayınları ile ergenlerin zevk eksenli bir cinselliğe yönlendirilerek, bir duygudaşlık olmaksızın, erken yaşta cinsellikle tanışmaları. Duyguyu es geçen bir cinsellik insanların ruhunda yaralar bırakıyor. Bir de tabii bu tarz yayınlar yoluyla aşksız seks tarzında bir propaganda var. Maalesef basının telkinleriyle bu tür ilişkiler yaygınlaşıyor.
Son dönemde eşcinsellerle ilgili haberlerde bir artış var. Bir eşcinsel ilişki "yüzyılın aşk destanı" olarak sunulabiliyor. Bu tür haberlerin yaygın medyada yer almaya başlaması sakıncalı mı?
Mesele haberde değil. Haberin sunuluş biçiminde. Bir şeyi çok fazla estetize ve idealize ederek sunduğunuz zaman, ergenleri kolayca etkilersiniz. Bazı şeyler bulaşıcı hastalık gibi yayılır. Mesela intiharla ilgili çalışmalarda buna 'Werther etkisi' diyorlar. Eğer siz intiharı romantize ederseniz birçok kişinin de bu yola başvurmasına neden olabilirsiniz. Eğer toplumun genel örf ve ahlâkına aykırı durumlar varsa, insanların meraklarını gıdıklayarak daha fazla okunurluk ve daha fazla seyredilirlik sağlamak uğruna, onu idealize etmemeniz gerekir. Siz idealize ettiğiniz zaman, ruhsal açıdan kaygan bir zeminde dolaşan birisi, çok kolaylıkla onu kendisine örnek alabilir. Zaten kimlik karmaşası içinde olan bir ergen, böyle bir durumda büyük acılar çekebilir.
Sorunlara yol açmaması için nasıl bir yol izlemeli basın?
Haberlerin sunulma biçimlerinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Sizin az önce bahsettiğiniz haberde "yüzyılın aşk destanı" diye bir başlık kullanılıyor. Bu mesela eşcinsel ilişkiyi yücelten, onu adeta bir aşk ilişkisinde en üst noktaya yerleştiren bir tarz. Haber, bu tarz bir ilişkinin, böyle bir yere yönelmenin bir gencin ruhunda açabileceği yaraları, sıkıntıları, toplumla ortaya çıkacak çatışma noktalarını tamamen göz ardı ederek, basit bir yüceltme yapıyor ve insanların kafasını karıştırıyor.
Siz çocuklarınızın bu tür yayınları görmesini, okumasını ister misiniz?
Ben kendi çocuklarımın iyiyi ve kötüyü tam manasıyla tefrik edebilecekleri bir yaşa gelmeden bu tarz cinsel içerikli haberlere maruz kalmalarını hiç istemem. Gördüğüm anda da o tür gazeteleri evime sokmamaya gayret ediyorum. Gazete evime girmişse de o sayfaları nazikçe gazeteden ayırıyorum.
Türkiye'de homofobinin yaygın olduğunu da biliyoruz. Bir taraftan romantize edilerek sunulan haberler var. Bunun ortası nedir?
Türkiye'de ayrımcılık konusunda insanlar çok dikkatli olmak zorunda. Ben ayrımcılığın mağdurları arasına eşcinselleri de katıyorum. Pek çok insan bu yönde ağır tacize, baskıya ve yıldırmaya da maruz kalabiliyor. Homofobinin insancıl bir şey olmadığını düşünüyorum. Farklı olanı tedhiş etmenin bir başka biçimi olarak görünüyor bana. Ama medya bence tuhaf bir şekilde eşcinselleri ve eşcinselliği kullanıyor.
Yani?..
Yani ona reyting getirecek veya insanların merakını gıdıklayarak okunma oranlarını artıracak bir nesne muamelesi yapıyor. Bir cinsel yönelim nesneleştirilerek insanların merak iştahına meze yapılabiliyor. Bu insanların yönelimleri maalesef meta olarak kullanılıyor. Bunun da riyakârca bir şey olduğunu düşünüyorum. Çok yüzeysel ve sığ bir duygudaşlık var gibi görünüyor. 'Kullan at' felsefesi içinde olaya yaklaşıldığını düşünüyorum. Mesela bu insanlar böyle bir cinsel yönelimde bulunmakla bu toplumda ne gibi acılar yaşıyorlar, toplum bilmiyor. O dünyanın acılarını, sıkıntılarını, çelişkilerini, varsa kendi içlerindeki eleştirilerini bilmiyoruz, okumuyoruz.
Cinsellikle ilgili konuların reyting getirmesine, çok okunmasına ne diyorsunuz?
Cinsellikle ilgili yayınlar her toplumda ilgi uyandırır. İnsanın içinde, gizli olanı keşfetmek gibi bir eğilimi vardır. Fakat uygarlık dediğimiz şey de insanın dürtülerini kontrol edebilmesi üzerine şekillenir. Bizler olgun insanlar olmayı ancak basit dürtülerimizi frenleyerek sağlarız. Şimdi bütün dünyada dürtüselliğin serbest bırakıldığını görüyoruz. İnsan, aklına gelenle hemen harekete geçiyor. Önceden insanın aklına gelen şeyi bir filtreden geçirmesi, doğru mu yanlış mı olduğunu iyi hesap etmesi ve kırk düşünüp bir yapması erdem kabul ediliyordu. Şimdi ani tatmin çağında hepimiz hemencecik doyurulmanın peşindeyiz. Beklemeye zamanımız yok, hemen hızlı bir şekilde tatmin olmamız lazım. Aşksız cinsellik maalesef çok ön plana çıkmış durumda. Aşksız cinselliğin bu kadar fütursuzca kimi medya araçlarında bir gösteri unsuru haline getirilmesinin, insanların içindeki huzursuzluğu tırmandırmaktan başka bir işe yaramadığını düşünüyorum.
Peki sağlıklı cinsellik bu tür haberlerden öğrenilebilir mi?
Medyada cinselliğin sunuluşu sahici yaralara merhem olmaktan ziyade sahte bir cinselliği çoğaltarak sığlık ve yapmacıklığın çoğalmasına hizmet ediyor. Pek çok genç, sadece cinsellikleriyle var olabileceklerini düşünerek varlıklarının düşünme ve hissetme gibi melekelerini önemsiz görüyor, bedenlerini birer arzu nesnesi haline getirmenin derdine düşüyorlar. Oysa basın, bu konuda sorumlu bir yayıncılık anlayışıyla davranabilir ve sansasyonel olan yerine cinsellikle ilgili bilimsel çalışma ve araştırmaları dikkate getirebilir. İşin hep sansasyonel taraflarına kaçıldığı zaman cinsellikten bahsettiğinizde siz cinsel açlığı ve cinsel doyumsuzluğu da tırmandırmış oluyorsunuz. Günümüzde gazetelerin bu biçimde sunduğu cinsellikte, duygudaşlık çok arka planda kalıyor. Haz eksenli bir cinsellik öne çıkarılıyor. Cinsellik, acısıyla ve tatlısıyla tartışılmalı ve bu yapılırken de popüler olandan ziyade bu alandaki binlerce çalışmadan yararlanılmalı.
Medya, güzellik ölçüsünü de bir kalıba sığdırıyor. Sayfalarda boy boy mankenlerin fotoğrafları basılıyor. Bu, gençlerin dünyasında nasıl bir karşılık buluyor?
Kadınlara, medya ve reklamcılık üzerinden çekici olmak vazifesi yükleniyor. Neyin çekici olup neyin olmadığı adeta dikte ediliyor. Kadın cinselliği, erkek iştahını doyurmaya yönelik bir obje olarak takdim ediliyor. Kadınlar; erkeklere boyun eğen, erkekler tarafından beğenilip kullanılacak cinsellik nesnelerine indirgeniyor. Kitle iletişim araçlarında ince kadınların daha fazla temsil ediliyor oluşu, güzelliğin incelikle eşdeğer olduğunu telkin ediyor. Özellikle basında belli bir tip güzellik imgesinin çoğaltılması, gençlerin bedenlerinden hoşnutsuz hale gelmelerini ve yeme bozukluklarını tetikliyor. Öldüresiye aç kalan, benlik saygısını sadece bedenlerinin biçiminden devşiren çok sayıda genç türüyor. Günümüzde diyet ve kozmetik endüstri adeta bir tiranlığa dönüşmüş durumda, buna 'narinlik istibdadı' diyebiliriz. Kişisel gelişim ideolojilerinden diyet endüstrisine kadar pek çok alanda insanlara daha iyi ve daha güzel bir hayatın nasıl olduğu dikte ediliyor. Eğlence medyası da buradan ekmek yiyor.
Bunu, 'aile gazetesi' olma iddiasını taşıyan yaygın medya da yapıyor...
Türkiye'de basının problemlerinden birisi zaten bu değil mi? Ülkemizde büyük gazeteler bile tabloid medyaya dönüşmüş durumda. Guardian, Independent tarzı gazeteler çok az. Türkiye'de tabloid basın ile ciddi basın arasına kalın bir çizgi çekilmesi lazım. Haber gazetesi ile insanları merak duygularından yakalayarak bir şeyler satmak isteyen hafif gazetelerin, saygınlık açısından apayrı kategorilere yerleştirilmeleri gerekir.
KUTU KUTU….
Eşcinsellerle ilgili haberlerin dili ne olmalı?
Batı medyası daha mı az özgürlükçü? (Alper Görmüş): Benim zihnimde, eşcinsellikle ilgili haberlerle heteroseksüellikle ilgili haberler arasında bir meşruiyet hiyerarşisi yok. Birini meşru, öbürünü gayrimeşru sayanlardan değilim. Hayatta olan her şey, hayatı yansıtma iddiasındaki medyada da olacaktır. Fakat nasıl olacaktır? Bence asıl bunun tartışılması gerekir. Liberalliği "zırlık", özgürlüğü sınırsızlık olarak algılayan bazı meslektaşlar, her türlü sınır önerisine kafadan karşı çıkıyorlar. Üstelik bunu yaparken bir mecra ayrımı da gözetmiyorlar. Oysa tartıştığımız meselenin en önemli tarafı bu bence.
Bazı mecralar bazı haberler ya da programlar için uygun değildir. Anlaşılmayan şey bu. Bundan 7-8 sene önce Açık Radyo, Bukowski'nin bir hikâyesini yayımladığı gerekçesiyle kapatıldığında büyük gürültü kopmuştu. İtirazcılar, itirazlarını dile getirirken o hikâyenin 'radyoda yayımlanmayacak kadar müstehcen' olmadığı gibi bir argümanla konuşmadılar; itirazlarını, bir edebiyat ürününün hiçbir koşulda böyle bir muameleye tâbi tutulamayacağı gerekçesine dayandırdılar... Cezayı ağır bulmak başka, ama buradan yola çıkarak, edebiyat ürünü de olsa bütün hikâyelerin radyo gibi bir mecrada yayımlanabileceğini savunmak başka. Aynı şekilde: Bir kitap için ya da poşette satılan bir dergi için uygun olan bir fotoğraf, evde çocukların da okuduğu bir günlük gazete için uygun olmayabilir. Bizim televizyonlarımızda yayımlanan birçok görüntüyü Batılı televizyonlarda göremezsiniz. Neden? Onlar daha mı az özgürlükçü?
Çocuklar göz önünde bulundurulmalı (Gülay Erdemli/Star Gazetesi okur temsilcisi): Gazeteler her tür haberi, okur kitlesini göz önüne alarak, kendi yayın politikası içinde değerlendirir ama genel bir yorum olarak basının, cinsellikle ilgili haberlerde çocuk ve gençlerin ruhsal gelişimlerini bozabilecek ifadelerden kaçınması gerektiğini düşünüyorum. Eşcinsellik haberlerine gelince... Her türlü ayrımcılıktan uzak durulması gerektiğine inanıyorum. İnsanların kişisel tercihlerinin haberde vurgulanmasının, sömürülmesinin ya da provokasyona yol açacak ifadelerle okura sunulmasının doğru olmadığı inancındayım.
|